1 Temmuz 2005 - BTSO Bursa Ekonomi Dergisi
-
BTSO ve Uludağ Üniversitesi İktisat Topluluğu’nun birlikte düzenlediği 3. Ulusal Girişimcilik Kongresi Türkiye’nin başarılı girişimlerini ve fikir önderini bir araya getirdi…
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Celal Sönmez “Geleceği yönetmek için onu bizim tasarlamamız lazım. Başkalarının tasarladığı, kurallarını koyduğu bir gelecekte; biz yönetici konumda değil, ancak uygulayıcı pozisyonunda kalırız. Bu nedenle hem Türkiye hem de girişimciler olarak bizler, kural uygulayıcı değil kural koyucu, başkalarını taklit eden değil, yenilikçi olmak zorundayız” diyor.
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası bir büyük organizasyona daha imza attı. 3. Ulusal Girişimcilik Kongresi 3-4 Haziran’da gerçekleştirildi. Kongreye UNDP Başkanı Kemal Derviş ve TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu telekonferans yöntemiyle katılırken, TMSF Başkanı Ahmet Ertürk, Futbol Federasyonu Başkanı Dr. Levent Bıçakcı ve kendi alanlarında ülkenin önde gelen isimleri kongrede girişim ve gelecek hakkındaki fikirlerini katılımcılarla paylaştı.
SÖNMEZ’DEN AB MESAJI
Artık geleneksel hale gelen Ulusal Girişimcilik Kongresi’nin bu yılki ana teması “Girişim ve Gelecek Yönetimi” olarak belirlendi. Kongrenin açılış konuşmasını BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Celal Sönmez yaptı. Sönmez, sınırları olmayan ve rekabetin had safhaya ulaştığı yeni dünya düzeninde başarının, geleceğini iyi kurgulayıp yönetenlerin olacağına değinerek, artık kimsenin rakibine doğrudan engel koymadığını, dikenli tellerle set çekmek yerine girişimcinin yoluna mayınlar döşendiğini, rekabette ticari hilelerin kök saldığını kaydetti. Sönmez, bunun en somut örneğinin Türkiye’nin AB’ye tam üyelik sürecinde yaşandığını belirterek, şöyle konuştu: ”Biz ödevlerimizi yaptıkça, onlar önümüze çözülmesi gereken yeni testler, uyulması gereken yeni kurallar çıkardılar. Öyle görünüyor ki, müzakere sürecinde de benzer süreçler yaşanacak. Bu yeni dönemde gerek girişimciler gerekse ülke olarak başarılı olmanın tek yolu geleceği iyi yönetmekten geçiyor. Girişimci sadece attığı adımın sonuçlarını hesaplamak ve önüne çıkan mayınları temizlemek değil, 10 adım sonrasında karşısına çıkacakları da hesaplayıp tedbir almak zorunda.”
TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ GİRİŞİMCİLİKTE
Odanın oluşturduğu ”Bursa Girişim Endeksi” verilerinin iç açıcı olmadığını anlatan Sönmez, odanın 25 bin üyesinin güven ve beklentilerini içeren ve her üç ayda bir kamuoyuyla paylaşılan ve Nisan 2004′te yüzde 108 olarak belirlenen ”Girişimci Güven Endeksi”nin, bu yılın aynı döneminde yüzde 76,2′ye gerilediğini söyledi.
Sönmez, endeksin yeni yatırım konusunda istek ve heveslerin gittikçe azaldığını, geleceğin neler getireceğini net olarak kestiremeyip kararsız kalanların oranının da arttığını gösterdiğini kaydetti.Böyle bir ortamda geleceği yönetmenin öneminin birkaç kat arttığını dile getiren Sönmez, şöyle devam etti: “Türkiye’nin geleceği girişimciliktedir. Girişimcilikte başarıyı sürdürmenin anahtarı ise geleceği yönetmekten geçiyor. Geleceği yönetmek için onu bizim tasarlıyor olmamız gerekli. Başkalarının tasarladığı, kurallarını koyduğu bir gelecekte biz yönetici konumda değil, ancak uygulayıcı pozisyonunda kalırız. Bu nedenle hem Türkiye hem de girişimciler olarak bizler, kural uygulayıcı değil kural koyucu, başkalarını taklit eden değil yenilikçi olmak zorundayız.”
HİSARCIKLIOĞLU, EKONOMİ’DE TARİHİ DÖNEM YAŞIYORUZTürkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise açılışta telekonferans yöntemiyle bir konuşma yaptı. Hisarcıklıoğlu, “Ekonomide tarihi bir dönem yaşıyoruz. Bir zamanlar 70 sente muhtaç bir ülkeydik, bugünse 70 milyar dolarlık ihracat yapıyoruz. Bunu da, petrol satarak değil, sanayi ürünleriyle yapıyoruz” diyerek başladığı konuşmasında, 30 yıllık yüksek enflasyon döneminin sona erdiğini, piyasa ekonomisinde daha ileri gidildiğini vurguladı.
Kötü yönetimlerin, rekabet gücü olmayan kapalı ekonomi kuruluşlarının, zarar eden KİT’lerin enflasyonun nedeni olduğuna işaret eden Hisarcıklıoğlu, şöyle konuştu: “2001 kriziyle, hatalarımızın farkına vardık. O günden beri, piyasa ekonomisine gereği gibi uyum sağlamak için reformlar yapıyoruz. Bu sayededir ki, hem üretim ve ihracatımız artıyor hem enflasyon düşüyor. Ve enflasyonsuz paraya, YTL’ye geçiyoruz. YTL, hem içeride hem de dışarıda daha saygın bir para birimine dönüşüyor. Bunların hepsi, devrim niteliğinde gelişmelerdir. Türkiye geri kalmış bir toplum olmaktan çıkmaktadır. Bunu da, dünya pazarlarında rekabet eden kaliteli sanayi ürünleri üreten, girişimci orta sınıfı, yani sizler başarıyorsunuz.”
Hisarcıklıoğlu, Türkiye’nin, günümüzde dünyanın en gelişmiş piyasalarıyla rekabet edecek kalitede, sanayi ürünleri ürettiğini, dünyanın önde gelen cazibe merkezlerinden biri haline geldiğini, Türk müteahhitlerin 60 ülkede iş yaptığını belirtti.Bu gelişmelerin arkasında müteşebbis güç, dinamizm, şehirleşme, dışa açılma ve teknik altyapının bulunduğunu ifade eden Hisarcıklıoğlu, “Türkiye, bu girişimci ruhuyla, dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri haline gelmelidir. Kendi markalarıyla, firmalarıyla küresel alanda etkinlik kazanmalı, varlığını ve gücünü kanıtlamalıdır. Ve bunu da başaracağız” diye konuştu.
TMSF BAŞKANI ERTÜRK: BANKACILIK İÇİN YENİ DÜZENLEMELER GELİYOR
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Başkanı Ahmet Ertürk de 3. Ulusal Girişimcilik Kongresi’nin konuklarından biriydi. TMSF’nin, banka sektörüyle ilgili yeni hukuksal düzenlemeleri gündemine aldığını belirten Ertürk, bu düzenlemelerle sektörünün bir daha 1994, 2001 benzeri krizleri yaşamamasının amaçlandığını söyledi.
Ertürk, “Banka kaynaklarının çeşitli menfaatler doğrultusunda kullanılmasını caydıran önemli yaptırımlardan da şikayet olduğuna” dikkati çekerek, şöyle devam etti: “Hukuk düzenlemelerinin amacı, öncelikle ağır müeyyideler getirerek, o işe tenezzül etmeyi baştan engellemektir. Bu olağanüstü tedbirlerin elimizde durmaya devam etmesi gerekiyor. Hepimizin çok yakından bildiği banka krizleri dolayısıyla, toplumun üstüne yüklenmiş milyar dolarlar, rakamları hepiniz biliyorsunuz, maliyetleri olabildiğince aşağıya indirmek için bu yasal yetkilerin tavizsiz, kararlı bir şekilde kullanılması gerekiyor. TMSF’nin yaptığı tek şey, kendisine verilen bu yetkileri kararlı bir şekilde kullanmaktır. Tabii ki kararlılıkla beraber adalet ve hakkaniyete de dikkat ederek asla suçsuz, masum olanın üzerine gitmeden, çok ince bir ayrım yaparak bu yasal yetkileri kullanmaktır. Bu, devralınan kötü mirasın en hızlı şekilde tasfiyesi için zorunludur ve toplum buna şiddetle ihtiyaç duymaya devam etmektedir. Bu, bankacılık sektörünün normalleşmesi açısından da zorunludur.”
UNDP BAŞKANI DERVİŞ’E ”UGK ÖZEL ÖDÜLÜ” VERİLDİ
Kemal Derviş ”Yapılacak daha çok iş var. Krizi yendik, büyüme başladı, fakat istihdam çok eksik. Bu büyüme süresinde Türkiye ekonomisi yeterli ölçüde istihdam yaratamıyor” dedi
Girişimcilik Kongresi kapsamında BM Kalkınma Programı (UNDP) Başkanı Kemal Derviş’e, “UGK Özel Ödülü” verildi. Derviş’in, yeni göreviyle ilgili New York’ta bir toplantıya katılması nedeniyle katılamadığı törende ödülünü, Ekonomi ve Dış Politika Forumu Genel Sekreteri Seda Domaniç Başev aldı. Kemal Derviş, telekonferans yöntemiyle katıldığı törende, Türkiye’nin ağır bir ekonomik krizi yenmeye çalıştığı dönemde Bursalı işadamları ve sanayicilerle birkaç kez bir araya geldiğini, kentten moral aldığını ve Bursa’daki toplantılarda, ileriye iyimserlikle bakmayı öğrendiğini belirtti.
İSTİHDAM YARATMAK ZORUNDAYIZ
Yeni bir krizin olmaması için devletin, özel sektörün, sivil toplum örgütlerinin, sendikaların, kısacası herkesin uzun vadeli hedeflerle çalışması gerektiğini kaydeden Kemal Derviş, şöyle devam etti: ”Herkes, özveride bulundu, işini yaptı. Tabii Türk sanayiinin bu konuda başarısı büyük oldu. En zor anlarda bile ihracat durmadı, arttı. Bu anlarda işçimiz fedakarlık gösterebildi ve Türkiye’yi bugünkü noktaya getirebildi. Yapılacak daha çok iş var. Krizi yendik, büyüme başladı, fakat istihdam çok eksik. Büyüme süresinde Türkiye ekonomisi yeterli ölçüde istihdam yaratamıyor. Bu, belki krizden sonraki bir-iki yıl için anlaşılabilir bir durumdu ama artık bundan sonra çok ciddi büyük ölçekli, istihdam yaratmanın zamanı geldi. Sanayicinin de toplumun da siyasetçinin de bunu en önemli öncelik olarak kabul etmesi gerekiyor.”
GİRİŞİMCİ ÖYKÜLERİ
Turuncu Doğal Ürünler Genel Müdürü Birkan Sunar,
İTÜ Devlet Konservatuarı Klasik Türk Müziği mezunuyum. Yaklaşık 10 yıl bilişim sektöründe halkla ilişkiler sorumlusu olarak çalıştım. Anne olduktan sonra kariyerime bir süre ara verdim. Ancak çalışma hayatına geri dönmeye karar verdiğimde iş bulamadım. Ben de kendi işimi kurmaya karar verdim. Hobi olarak ilgilendiğim doğal sabunlar üzerinde yoğunlaştım. Bir kimyagerden de destek aldım. Bu çalışmalarım nedeniyle 2002 yılında Rotary küçük ölçekli işletme kurma desteğini kazandım, aynı dönemde şirketimi kurdum ve marka tescili yaptım. İlk başta evde kurduğum atölye ürettiğim ürünleri şimdi Amerika, Almanya, Japonya’ya satıyorum.



